Nişanlısı veya Eşi Askere Gidenler İçin Rehber: İzinler, Ziyaret ve Moral Yönetimi

Askerlik süreci sadece askere giden için değil, geride kalan nişanlı ya da eş için de duygusal olarak zorlayıcı bir dönemdir. Özellikle bedelli askerlikte sürenin kısa olması, uzun dönem askerlikte ise mesafenin ve belirsizliğin yüksek olması bu dönemi doğru yönetmeyi önemli hale getirir. Önce şunu netleştirmek gerekiyor: Türkiye’de kural, askerlikte temel hakların (ziyaret, telefon, izin) her birlikte aynı görünse de uygulamanın birlik ve komutanlığa göre değişebilmesidir. Bu yüzden, burada okuyacağın her bilgiyi “genel çerçeve” olarak düşünmek, kesin detayları ise askere giden kişinin birliğinden öğrenmek en sağlıklısıdır.

İzinler ve ziyaret konusu çoğunlukla birlik türüne ve döneme göre şekillenir. Bedelli askerlikte temel mantık 28 günlük kesintisiz eğitim olduğu için çarşı izni ve ziyaret günü genelde çok sınırlıdır, bazı birliklerde hiç yoktur. Uzun dönem askerlikte ise acemi birliği tamamlandıktan sonra usta birliğinde belli periyotlarla çarşı ve yıllık izin hakkı doğar. Ziyaretler çoğunlukla hafta sonu veya ilan edilen özel günlerde, belirli saat aralıkları içinde ve sadece birliğin belirlediği alanda yapılır. Yani “istediğim zaman gider görürüm” mantığı işlemez; ziyareti planlamak için mutlaka askerin verdiği tarih ve saat bilgisini beklemek gerekir.

Telefon ve görüşme tarafında da benzer bir tablo var. Birçok birlikte kişisel cep telefonu kışla içinde yasaktır, girişte toplanır. Görüşmeler ya kışladaki ankesörlü telefonlar üzerinden ya da birliğin izin verdiği belirli saatlerde ortak kullanılan telefonlardan yapılır. Bedelli askerlikte süre kısa olduğu için bu görüşme hakları hem süre hem de sıklık açısından daha sınırlı olabilir. Uzun dönem askerlikte ise, özellikle usta birliği döneminde belirli aralıklarla telefon etme imkânı biraz daha rutine oturur. Burada nişanlı ya da eş olarak yapabileceğin en önemli şey, “neden aramadı?” paniğine kapılmadan, askerin birlik şartlarını ve nöbet/ eğitim yoğunluğunu hesaba katmaktır.

Moral yönetimi açısından kritik nokta, bu süreci bir “ilişki testi” gibi değil, “geçici bir görev” gibi konumlandırmaktır. Sürekli dert anlatan, şikâyet eden, “sensiz çok kötü durumdayım” mesajları atan bir yaklaşım, askerin psikolojisini rahatlatmak yerine daha da baskılayabilir. Özellikle uzun dönem askerlikte, dışarıdaki hayatın tüm ağırlığını askere taşımak, onun oradaki uyum sürecini zorlaştırır. Bunun yerine, kısa, net, pozitif ama abartısız mesajlar; gündelik hayattan küçük haberler; geleceğe dönük somut planlardan bahsetmek (askerlik bitince birlikte yapmayı düşündüğünüz şeyler gibi) moral açısından daha yapıcıdır.

Diğer önemli başlık, beklenti yönetimidir. Askerin her gün yazamayacağını, bazı haftalar aramanın veya mesajın tamamen kesilebileceğini en baştan kabul etmek gerekir. Özellikle yoğun eğitim, tatbikat veya sınır hattı görevi olan birliklerde, haber alamadığın dönemler olması normaldir. Bu boşluğu doldurmak için sosyal medyada dolaşan söylentilere, doğrulanmamış birlik yorumlarına takılmak yerine, askerden gelen resmî bilgiye ve Milli Savunma Bakanlığı duyurularına odaklanmak daha sağlıklıdır.

Son olarak, kendini tamamen askerin hayatına kilitlemek yerine, askerlik süresini kendi hayatın için de verimli bir döneme çevirmeye çalışmak işe yarar. Kişisel hedefler belirlemek, eğitim, iş, hobi gibi konulara odaklanmak; hem kimlik duygunu korur hem de askerlik bittiğinde ilişkinize daha güçlü dönmenizi sağlar. Nişanlısı veya eşi askere giden biri için en sağlıklı duruş, ne “hiçbir şey olmamış gibi davranmak” ne de “hayat durmuş gibi davranmak”; ikisinin arasında dengeli, gerçekçi ve sakin bir çizgi yakalayabilmektir.

Bloga dön